Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Fiyatların Yapışkanlığı

    Fiyat yapışkanlığı enflasyonla mücadele kapsamında en çok zorluk yaratan olgu olarak önümüze çıkmaktadır. Fiyat yapışkanlığı hususu fiyatların hareket yönüne göre değişik yönelimler gösterir.  Maliyet kalemlerindeki fiyat artış hareketi yukarı yönlü ise fiyatlara yansıması daha hızlı olurken aşağı yönlü hareketlerin yansıması genellikle daha yavaş olduğunu hatta zaman zaman hiç olmadığını da belirtebiliriz.  Girdi maliyetleri dövizlerdeki hareketlere endeksli sektörlerde, kur yukarı giderken yapılan yukarı yönlü fiyat artışlarının kur düşmeye başladığında aynı hızda düşme yönünde seyir izlememesi enflasyonla mücadele kapsamında kamu otoritelerinin elini zayıflatan önemli bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. Enflasyonla mücadele sadece toplam talebi kısacak para politikalarını değil aynı zamanda üretici fiyatlarını etkileyen yüksek finansman maliyetlerini düşürmeyi hedeflemelidir. Aslında enflasyonla mücadeledeki en temel yaklaşımın; üreticileri belirli bir fiy...

Kur, Enflasyon ve Faiz Sarmalı

Fiyatlama mekanizmalarından olan enflasyon; mal ve hizmetlerin fiyat seviyelerini, faiz oranı; finansal piyasalarda ulusal paranın değerini, döviz kurları ise yabancı paraların alım ve satım değerini göstermektedir.   Bu göstergelerin uyumlu bir şekilde hareket etmesi, ekonomide üretim ve tüketimde dengenin sağlandığını da göstermektedir.   Faiz, enflasyon, döviz kuru ulusal bir ekonominin en önemli üç göstergesidir ve birbirini yakından etkilemektedir. Bu üç göstergenin dengede kalamaması ekonomide farklı sorunlar meydana getirir.  Enflasyon, fiyatlar genel düzeyinin sürekli bir şekilde artması durumunda oluşan bir olgudur. Burada önemli olan durum fiyatların sürekli bir şekilde artış eğiliminde olmasıdır. Eğer bir kereliğe mahsus olarak fiyatlar artıyorsa bu durum da enflasyondan bahsetmemiz mümkün değildir. Enflasyon iki şekilde ekonomilerde karşımıza çıkar. Birincisi Talep Enflasyonu, ikincisiyse Maliyet Enflasyonudur. Talep enflasyonu; e...

Döviz Kuru Üzerindeki Olası Riskler

Dolar, dünyada en çok dolaşımda olan ve dünya ekonomisinde önemli bir güce sahip para birimidir. Aynı zamanda Türkiye’de yatırım için en çok kullanılan döviz çifti USDTRY paritesidir. USDTRY paritesindeki hareketler toplumun çok geniş kısmını etkilemektedir. Genel olarak USDTRY paritesinin değerini etkileyen temel faktörler arasında; TCMB ve FED’in açıklamaları, FOMC toplantı tutanakları, Türkiye, Euro bölgesi ve ABD’nin büyüme oranları, tarım dışı istihdam verileri, işsizlik oranları ve perakende satışlar gibi ekonomik veriler bulunmaktadır. Tabi ki bu saydığımız faktörlerin etkileri çeşitli zaman dilimlerinde değişiklikler göstermektedir. Son dönemde Türkiye’de ve dünyada yaşanan gelişmeler bağlamında önümüzdeki dönem USDTRY için karşılaşılacak olası risklere gelin birlikte bakalım. Öncelikle enflasyon verilerini analiz ettiğimizde, enflasyonun temelde döviz kuru geçişkenliği aracılığıyla ÜFE kaynaklı olduğunu görüyoruz. ÜFE’nin %42 seviyesinde olması TÜFE üzerinde önemli ...

Türkiye’nin Afrika’ya Bakışı

  Türkiye son yıllarda Afrika Kıtasına özel bir ilgi gösteriyor. Dışişleri Bakanlığı, Afrika Kıtası’yla ilişkileri ve işbirliğini çok boyutlu dış politikanın temel ilkelerinden biri olarak nitelendiriyor. Pek çok alanda hızla gelişme sürecinin içinde olan Kıta birçok ülkeyi kendisine çekmekte, Avrupalı devletler Afrika’yı yer altı zenginlikleri açısından ilgi duyarken, Türkiye Afrika’yla iş ortaklığı ilişkisi kurmaya çalışmakta ve kendi tarihi tecrübesini, toplumsal, siyasal ve kültürel birikimini, sahip olduğu olanak ve kaynakları Afrika ülkeleriyle “ Afrika'nın sorunlarına Afrikalı çözümler " ilkesi çerçevesinde ve karşılıklı yarar temelinde paylaşmaktadır. 2002 yılında sadece 12 Büyükelçiliğimiz bulunan Afrika’da faaliyet gösteren Büyükelçilik sayımız 2019 yılı sonu itibariyle 42’ye yükselmiştir. Afrika’yla geliştirilen siyasi ilişkilerin ekonomi tarafında da önemli yansımaları olmakta ve bunun gün geçtikçe ilerletilmesi gerekmektedir. TCMB’nin Büyükelçilik Açılmasını...

2020'yı Uğurlarken

  2020 yılının Aralık ayının son günlerinde kaleme aldığım yazımda, 2020 yılı için şöyle geriye bakıp bir değerlendirme yaptığımız zaman bu yılın ülkemiz ve tüm insanlık için her anlamda zorlu bir yıl olduğunu söylesek yanılmış olmayız. 2019’un Kasım ayında Çin’in Wuhan kentinde başlayan ve sonrasında tüm dünyaya yayılan pandeminin etkisinin derinden hissettiğimiz yılda, sadece COVID – 19 ile mücadele etmediğimizi, bunun yanında ülkemizin birçok zorlukla karşılaştığını belirtmeliyiz. Yılın ilk günlerinde 6.8 şiddetindeki Elazığ depremiyle şehirleşme ve depremle mücadeleyi hatırlayıp 3-4 sonra unuttuğumuzu gördük. Van’daki çığ faciası hepimizi derinden üzdü. Sabiha Gökçen’de Pistten çıkan uçak yüreklerimizi ağzına getirdi. İdlip’deki Türk Askeri konvoyuna yapılan saldırı her eve ayrı bir ateş düşürdü. Havai Fişek Fabrikasında meydana gelen patlamayla tehlikeli madde üretimi yapılan fabrika ve firmaların denetim mekanizması ve işlerliğini tekrardan gündeme getirdi. Giresun’daki s...

Güçlü Bir Ekonominin Olmazsa Olmazları

Ekonominin olmazsa olmaz şartları vardır. Günümüzde bunlar; demokrasi, insan hakları, özgürlükler ve katma değerli eğitimdir. Bu şartlar oluşmadığı müddetçe sürdürülebilir büyüme ve kalkınmayı sağlayacak bir ekonomi modeli yaratmak pek olası olmayabilir. Gelin beraber ekonominin olmazsa olmaz şartlarına birlikte göz atalım.   İlk olarak demokrasi kavramının ekonomi açısından vazgeçilemez unsur olarak göze çarpmaktadır. Demokrasi politik özgürlüğü genişlettiğinden dolayı, başlı başına arzu edilen ve ulaşılması gereken bir hedeftir. Aynı zamanda demokratik kurumlar ve süreçler ekonomik gelişmeye de katkı sağlamaktadır. Otokrasilerle kıyaslandığında, demokrasilerin gelişmeye katkısı daha fazladır. Birinci olarak, demokrasiler toplumsal çatışmaların yönetilmesi ve siyasal istikrarın sağlanması konusunda otoriter rejimlerden daha üstündür. İkinci olarak, demokrasiler kıtlık gibi toplumsal felaketlerden kaçınmada otokrasilerden daha başarılıdır. İfade ve dernekleşme özgürlüğü, çok...

19 Kasımda TCMB Ne Yapabilir ve Ne Yapmalı?

19 Kasımdaki TCMB'nin PPK Toplantısı yaklaştıkça çoğu mecrada  TCMB’nin faiz seviyesini %15’e, %15.50’ye çıkaracağına dair acayip analizler okuyoruz, yok şöyle olur yok böyle ama ne analizler, bazen insan okuduklarına inanamıyor doğrusu. Gelin birlikte sürecin analizini yapalım. Mevcut durumda: Politika Faizi kaç? 10.25, Fonlama Faizi kaç? 14,60, GLP kaç? 14.75. Demek ki yapılabilecek en makul faiz artışı bu aradaki makası kapatmak ve daraltmak yönünde olmalı. Peki bu faiz artışı kaç olmalı? 400? 425? 450? Yukarıdaki üç oranında kredibiliteyi arttırabilecek oranlar olduğunu düşünüyorum. Çünkü hedefin ya makası azaltmak ya da kapatmak olması gerektiği ortada. Aslında yukarıda faiz artırım senaryolarının bir faiz arttırma süreci olmadığını, malumun ilanı olduğunu belirtelim. Zira zaten faizler aslında %14.50 - 15 seviyesinde. TCMB’nin Yeni Başkanı Naci Ağbal’ın kredibilitesinin yüksek oluşu ve bunu sürdürmek isteyeceği, piyasalarla iyi bir iletişim kurulacağı yönünde verdiği mes...